Ailede Huzursuzluk Olduğu Anda İlk Bakılacak Yer

Bir ailenin içinde, ailenin genel huzurunu etkileyen ne kadar çok ilişki var aslında hiç düşündünüz mü?

Mesela 2 çocuklu bir aileyi örnek olarak alalım, benim tespit ettiğim en az 10 ilişki var bu ailede:

Annenin kendi ile olan ilişkisi

Babanın kendi ile olan ilişkisi

Anne ve babanın ilişkisi

Çocuk 1’in kendi ile olan ilişkisi

Çocuk 2’nin kendi ile olan ilişkisi

Çocuk 1 ve Çocuk 2’nin ilişkisi

Anne ve Çocuk 1’in ilişkisi

Anne ve Çocuk 2’nin ilişkisi

Baba ve Çocuk 1’in ilişkisi

Baba ve Çocuk 2’nin ilişkisi

Bu ilişkilerin her birini bir örümcek ağının tek bir parçası gibi düşünebiliriz.

Tüm bu ilişkilerin aynı andaki kesişimini örümcek ağının toplamı gibi düşünürsek, ağın sağlamlığı, aile bağının sağlamlığına ve ailenin genel huzuruna benziyor aslında.

Ailenin huzurlu, sakin, mutlu, çok keyifli olduğu bir anı yakaladığınızda bu ilişkilerin çoğunda veya hepsinde huzur ve uyum olduğunu görüyorsunuz.

Veya tam tersi. Bu ilişkilerden bir tanesindeki huzursuzluk, mutsuzluk diğer tüm ilişkileri zincirleme etkileyebiliyor.

Mesela kendine zaman ayıramayan, yorgun ve nefes alamayan bir anne.

Sabrı düşük, çok kolay sinirleniyor ve bağırıyor, sonra da üzülüyor, pişman oluyor ve içini suçluluk duygusu kaplıyor. Bunun sonucunda hem çocuklarla, hem de eşiyle olan ilişkisi olumsuz etkileniyor, aile içinde huzursuzluk oluşuyor.

Veya finansal baskılar altında gece uykuları kaçan bir baba.

Yoğun stres altında, dikkati dağınık, sabrı düşük. Kafası o kadar dolu ki, eşini veya çocuklarını doğru düzgün zaman ayırarak dinleyecek enerjisi yok. İhmal edildiğini hisseden aile bireyleri, huzursuzluk, sonucunda çatışmalar.

Anne ve babanın birbirine ayırdığı özel zamanlar yok, bir arada olduklarında ya çocuklarla ilgili ya da hayat sorumluluklarıyla ilgili bir konu var. Neden evlendiklerini bile unutmuş vaziyetteler, tolerans düşük, kalpler uzak, cinsel hayat yok gibi, bol bol tartışma. Bu da çocuklara yansıyan huzursuzluk.

Çocuklardan biri o gün okulda arkadaşları tarafından dışlanmış, alay edilmiş. Kendini güçsüz ve değersiz hissediyor. Eve geliyor ama bunu paylaşmıyor. Bunun yerine uyumsuz ve asabi davranıyor. Ebeveynlerin istediği veya söylediği en ufak bir şey olay haline geliyor. Ebeveyn bunu kişisel olarak üzerine alıyor, inatlaşma başlıyor ve çatışma alevleniyor.

Çocuklardan diğer ergen. Kıyafetleri ve nasıl göründüğü onun için çok önemli. Giydiği kıyafetlerden hiçbirini beğenmiyor, bir türlü karar veremiyor. Sonra ebeveyninden duyduğu “bin tane kıyafetin var, nasıl hiç kıyafetim yok diyorsun anlamıyorum” sözü ile olaylar alevleniyor. Çocuk anlaşıldığını hissetmiyor, ebeveyn ne yaparsa yapsın çocuk mutlu olmuyormuş gibi hissediyor, çatışma alevleniyor, acısı o anda çıkmasa bile başka biryerden çıkıyor.

Peki ya iki çocuğun ilişkisi? Birden fazla çocuğu olan aileler kardeşler arasında yaşanan çatışmaların ailenin genel huzurunu nasıl etkilediğini yakından bilirler. Sürekli ve yoğun bir şekilde yaşanan çatışmalar, ebeveynler üzerinde de inanılmaz bir stres yaratabilir, bu stresin etkisiyle eşler birbirleriyle bile daha fazla kavga eder hale gelebilir.

Örnekler elbette sonsuz ama burada vermek istediğim genel mesaj, bir ailenin genel huzurunu ve havasını etkileyen aile içinde birçok ilişki olduğu ve bunların da hepsinin ayrı ayrı önemli olduğu, gerekli özenin ve ilginin hepsine ayrı ayrı gösterilmesinin ailenin tüm bireylerinin genel huzurunu arttırmada çok etkili olduğu.

Sadece çocuğun ihtiyaçlarına ve isteklerine odaklanıldığı, ebeveynlerin hem kendileriyle, hem de birbirleriyle olan ilişkilerinin ihmal edildiği noktada bir aile ortamında ebeveynlerin yıpranması elbette çocukların ve genel aile huzuruna olumsuz etki ediyor çünkü örümcek ağı aynı sağlamlıkta olmuyor.

Veya tam tersi sürekli ebeveynlerin isteklerinin ön planda olduğu, çocuğun kendi kişiliğinin göz önüne alınmadığı, ihtiyacı olan zamanın ve kaliteli ilginin verilmediği, bağımsızlığının desteklenmediği, aşırı kurallarla boğulduğu ortamda çocuk ya içine kapanık ya da aşırı isyankar hale gelebiliyor, bu durum da yine örümcek ağına yani ailenin genel huzuruna yansıyor.

Diğer taraftan kardeş ilişkilerinde de sürekli mukayeselerin yapıldığı, çocuklar arasında taraf tutulduğu, özelllerine saygı gösterilmediği noktada zaten doğal olarak varolan kardeş rekabetinin daha da alevlenmesi yine ailenin genel huzuruna etki ediyor.

Tüm bunlar demek değil ki ailede hiç anlaşmazlık, çatışmalar ve huzursuzluklar olmayacak. Mümkün değil bu.

İnsanın olduğu yerde, farklı istekler ve görüşler hep olacak ve elbette çatışmalar da olacak. Bu çok doğal ve kaçınılmaz, hatta medeni bir şekilde yapıldığında son derece sağlıklı.

Ama, ailemizin genel huzurunun bu ilişkiler tarafından ne kadar etkilendiğinin farkında ve bilincinde olduğumuz zaman, çatışmalar yaşandığı anlarda, bağrış çağrış yerine, kırıcı sözler yerine, kendimizi illa haklı çıkarmak ve tartışmayı “kazanmak” adına sonradan pişman olacağımız şeyler yapmak ve söylemek yerine, daha sakin, daha çözüme odaklanarak, çatışmayı yaşadığımız kişinin de duygularını ve isteklerini dikkate alarak ortak çözümlere ulaşmaya çalışmak ve ailenin genel huzurunu mümkün olduğunca koruyabilmek çok daha kolay.

Başlangıç noktası hep bireyin kendisi.

Birey kendisi ile ve kendi hayatı ile mutlu değilse etrafına da mutluluk vermesi, anlaşmazlık anlarında sakin ve sabırlı kalması gerçekten zor.

Ailenin huzuru, bireyin huzuru ile başlıyor.

Özellikle biz ebeveynlerin. Bizlerin huzuru, sakinliği, tatmini ve mutluluğu çocuklarımıza da yansıyor.

Eğer günlük hayatınıza baktığınızda aile içinde sürekli genel bir kaos, gerginlik, inatlaşmalar ve huzursuzluk hissediyorsanız, lütfen yukarıda bahsettiğim ilişkileri bir gözden geçirin ve temel kaynağını bulmaya çalışın.

Mesela,

  • Annenin kendiyle ilişkisi
  • Anne ve Baba ilişkisi
  • Baba ve Çocuk 1 ilişkisi

Bu size üzerinde çalışacak bir başlangıç noktası verir ve ailenizin ihtiyaçlarını planlarken, önceliklerinizi belirlemede yardımcı olur.

Belki annenin kendine veya özel bir hobisine zaman ayırabilmesi için ayarlamalar yapılır.

Belki çocuklara en geç akşam 8’de yatacak şekilde bir düzen kurulur ve sonrası anne babanın özel saati olur.

Belki baba ve çocuğun her hafta beraber yaptıkları başbaşa bir aktivite planlanır.

Yani öncelikler net belirlendikten sonra harekete geçmek çok daha kolay olur.

Hem sizin daha sakin ve sabırlı, hem de çocuklarınızın daha uyumlu olabilmesi, yani ailenin genel olarak daha huzurlu olabilmesi için şansınız artar.

Sevgilerimle

Ahu