Anne Bak Güzel Olmuş mu?

Anne bak ne yaptım? Anne beğendin mi? Anne bunu senin için yaptım!

Tanıdık geliyor değil mi?

Sağ olsunlar çocuklarımız o güzel kalplerini, beyinlerini ve ellerini (hatta bazen ayaklarını) kullanarak heyecanla yarattıkları çeşitli ürünlerle evimizi sanat galerisine çevirirler.

1,5 – 2 yaşından itibaren yaratmaya başladıkları ilk ürünleri bize inanılmaz heyecan verir ve özel gelir.

Fakat bir süre sonra sürekli üretimlerinin devam etmesiyle olayın heyecanı rutin hale gelir ve “evet çok güzel olmuş” gibi standart yorumlarla çok da üzerinde durmadan geçiştirmeye başlarız.

Fakat işin biz ebeveynlerin pek bilmediği tarafı, ister küçük ister ergen olsun, çocuklarımızın her önümüze getirdikleri resim, çeşitli el işleri, yazdıkları bir yazı, çektikleri bir fotoğraf, bir okul projesi, yarattıkları bir müzik veya herhangi bir şey, inanılmaz güzel bir sohbet, ilişkimizi derinleştirme, hem onları daha yakından tanıma hem de yaratıcılıklarını destekleme fırsatı.

Sizi bilmem ama ben bu fırsatın bir dönemini farkında olmadan kaçırdım. Çocuklarım önüme birşey getirdiklerinde ya “süper olmuş bayıldım” gibi onların öz güvenlerini arttıracağını düşündüğüm yorumlar yaptım, ya da “şuralarda boşluklar kalmış, onları da doldurursan daha güzel olur” gibi kendimce iyi niyetli eleştirilerde bulundum….taa ki bir çok farklı kaynaktan bu tarzımın çocuklarıma pek faydası olmadığını öğrenene kadar.

Ardından, peki bunların yerine neler yapabilirim araştırmalarına ve denemelerine girip, sonunda hepsini harmanlayıp kendimce 3 adımlı bir sistem geliştirdim ve uyguladıkça hem çocuklarımla ilişkimi geliştirmek hem de onların yaratıcılıklarını desteklemek açısından çok faydasını gördüm.

İşte bu yazımda sizinle, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, çocuklarımız bizimle yarattıkları çalışmaları paylaştıkları zaman, bunu bir gelişim fırsatına çevirmemizi sağlayacak bu 3 adımlı sistemi paylaşacağım.

Temel Prensipler

Sonuç değil süreç: İyi, kötü, güzel, çirkin, beğendim, beğenmedim gibi performansa ve sonuca dönük yorumlar yerine, çalışmalarını yaparken ki yaratıcı sürecine dönük yorumlar yapmak veya sorular sormak (örneğin, bu renkleri kullanırken ne düşündün gibi) çocuğun yaratıcı yönüyle daha kuvvetli bir bağ kurmasını sağlar.

Performans veya başkaları ne düşünür kaygısı yaratıcılığın düşmanıdır. Çocuklarımız yarattıklarını beğendirme kaygısıyla bir şeyler üretirken kendi özlerinden koparlar, kendilerini tam anlamıyla ifade edemezler ve gerçek yaratıcı potansiyelleri engellenmiş olur.

Buradaki esas fırsatı yorumlarımız ve sorularımızla, çocuğun ürününü yaratırken neler düşündüğü, hissettiği ve yaşadığını ortaya çıkarabilmeye başladığımız zaman yakalamış oluruz.

Sürece odaklanmanın bir diğer avantajı da, bize aslında içten içe beğenmediğimiz şeyler getirdiklerinde zor durumda kalmayız. Çünkü üzülmesinler diye bize her getirdiklerini çok beğenmişiz gibi yaptığımızda çocuklar bunu bir süre sonra hisseder ve fikirlerimize duydukları güven azalabilir veya her seferinde takdir bekleyebilirler.

Beğenme veya beğenmeme konuları sohbetimiz dışında kaldıkça, çok daha keyifli ve derin sohbetler yapma şansımız olur çocuğumuzla.

Detaylar: Yaptığımız yorumlar ve sorduğumuz soruların genel değil detaya dönük olması sohbeti derinleştirir ve çocukları bir sonraki çalışmalarında daha çok düşünmeye ve detay üzerinde çalışmaya yönlendirir.

Örneğin, resimdeki ev çok güzel olmuş demek yerine, evin bacasından çıkan dumanlar acaba nereden geliyor diye sorarak, resmi çizerken ki düşünce ve duygularına ulaşabiliriz.

Mukayese etmemek: Çocukların çalışmalarını kardeşleri veya arkadaşlarıyla mukayese ettiğimiz anda zaten olayı tekrar performansa ve beğeniye bağlıyoruz. Çalışmaları mukayese edilmeyen çocuklar, yaratma sürecinde sadece kendilerine ve kendi içlerinden gelenlere odaklanırlar ve böylece kendilerini tam olarak ifade etme şansları olur.

Merak: Aslında tek yapmamız gereken şey çocuğumuzun bu ürünü yaratırken neler yaşadığını, düşündüğünü, hissettiğini merak etmek ve bunları anlamak üzere yorumlar yapıp, sorular sormak. Bu kadar basit.

Şimdi 3 adımda bunların pratik uygulamasına bakalım.

1. Adım: Önce çocuğun anlatmasına şans verin

İlk yapacağımız şey çocuğa kendi çalışmasını anlatma fırsatı vermek. Bunu da basitçe “Bana çalışmanı anlatır mısın” veya size getirdiği ürün her ne ise “bana biraz bunu anlatır mısın” gibi bir cümleyle yapabiliriz.

Bu ilk adım benim şahsen en çok zorlandığım adım oldu çünkü hep refleks olarak dilimin ucuna “çok güzel olmuş veya şurası hiç olmamış veya şu nedir anlayamadım” cümleleri gelirken kendimi tutmayı öğrenmek pek kolay olmadı. Ama değdi.

Çünkü ilk yorumu ben yapmadığımda, bazen öyle şeyler anlatıyorlar ki, daha çok anlamak ve öğrenmek üzere merakınız artıyor. İç dünyalarını hemen keşfetmeye başlıyorsunuz.

Burada çocuğa zaman vermek, sözünü kesmemek ve aklına gelenleri anlatmasına fırsat vermek ilk ve en önemli adım. Ne olur benim gibi dudağınızı ısırın, kendinizi çimdikleyin ama müdahale etmeyin hemen.

Çocuk bazen bir kelime söyler bazen destan yazar, bu hiç önemli değil, neyi ne kadar anlatmak istiyorsa o kadar anlatsın. Bazen de hiç anlatmak istemeyebilir, o zaman ikinci adıma geçersiniz.

2. Adım: Sizde ilgi ve merak uyandıran gözlemlerinizi söyleyin

Çalışmanın samimi olarak merak ettiğiniz veya ilginizi çeken bir bölümünü veya konusunu seçin ve onunla ilgili ne gözlemlediğinizi söyleyin.

Örneğin, “bu resimde tek renk kullandığını görüyorum” gibi.

Çocuğun çalışmayı yaparken ki ruh haliyle ilgili de gözlemlerinizi paylaşabilirsiniz (çok uzun bir süre yerinden kalkmadan sabırla çalıştığını gördüm gibi).

Eğer çocuğunuz gözlemleriniz üzerine bir yorum yapmışsa yine anlatma şansı verin, yapmamışsa beklemeden 3.adıma geçebilirsiniz.

3. Adım: Açık uçlu sorular sorun

Çocuğun konuyu daha da açmasına yardımcı olacak açık uçlu yani “evet ve hayır” gibi cevaplar veremeyeceği sorular sorun.

İkinci adımın resim örneğinden devam edersek resminde tek renk kullanmış bir çocuğa “Merak ediyorum bu rengin senin için nasıl bir anlamı var” gibi bir soru sorarak, sohbet bir kademe daha derinleştirilebilir. Böylece çocuğun o renkten neden ve nasıl etkilendiğini, arkasında nasıl bir hikaye olduğunu ve bu hikayenin çocuk için ne anlam ifade ettiğini öğrenebilirsiniz.

Sohbeti çocuğu zorlamadan yorumlar ve açık uçlu sorularla gittiği yere kadar götürebilirsiniz. Bu şekilde çocuğunuzun iç dünyasını daha iyi tanımaya ve onu daha iyi anlamaya başlarsınız.

Ama daha da önemlisi çocuğunuz kendi iç dünyasını, bir şeyler üretirken neler yaşadığını ve hissettiğini kelimelere dökmüş olur, kendisini daha iyi tanımaya başlar ve kendiyle ilgili öğrendiği bilgileri daha erken yaşta içselleştirir. Bu da kişilik sahibi ve yüksek özgüvenli bir birey olarak büyümesine yardımcı olur.

Bu süreçten sonra bazen çocuklar konuştukça anında yeni fikirler üretmeye başlayıp heyecanlanırlar ve ya ellerindeki ürünle biraz daha çalışmak isterler ya da gidip yeni bir şey üretmek isterler. Bazen de sohbet orada biter gibi görünür ama sonraki çalışmalarında etkileri görünür.

Daha net anlaşılması için bu 3 adımla ilgili birkaç pratik örnek daha vereyim:

1. Adım: Bana resmini anlatır mısın?
2. Adım: Bu resimde kullandığın 5 farklı hayvan görüyorum.
3. Adım: Bu hayvanları seçerken neler düşündüğünü çok merak ediyorum?


1. Adım: Bana lego maketini anlatır mısın?
2. Adım: Dikkat ettim de bu çalışmayı yaparken çok eğleniyor gibi görünüyordun.
3. Adım: Hangi bölümleri üzerinde çalışırken en çok keyif aldın?


1. Adım: Bana hikayenden biraz bahseder misin?
2. Adım: İkinci bölümün sonunda kırmızı elbiseli kızın üzgün olduğundan bahsediyorsun.
3. Adım: Bunu yazarken aklında neler vardı?

Örnekler daha da çoğaltılabilir ama umarım adımlar netleşmiştir kafanızda.

Tabii itiraf edeyim, ilk pratik yapmaya başlarken bu adımları uygulamak biraz robotik ve yapay geliyor, ama zamanla kolaylaşıyor ve düşünmeden yapmaya başlıyorsunuz.

Sonra çocuğunuzun zaman içinde çalışmalarıyla ilgili yorumlarının nasıl derinleşmeye başladığını gördükçe motivasyonunuz artıyor.

Ahu amma abarttın, alt tarafı çocuk bir iki şey karalamış diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz şu an ama işte bu günlük hayatımızdaki bizim pek önemsemediğimiz ama çocuklarımız için çok önemli olan küçük küçük anlar sonunda birleşip, hem ilişkimizin kalitesine hem de çocuğumuzun gelişimine etki ediyor. O yüzden bence denemeye değer.

Eğer bu adımlar sizi zorluyorsa veya sıkıcı bulduysanız sadece temel prensiplere sadık kalarak ve kendi yaratıcılığınızı kullanarak yine benzer sonuçlar alabilirsiniz.

Sevgilerimle

Ahu