Büyük İşler Başarmanın Küçük Sırrı

Binlerce millik bir yolculuk, tek bir adımla başlar”.

“A journey of a thousand miles, begins with a single step” demiş Lao Tzu.

Yani bizim Türkçe’de bildiğimiz “Başlamak, bitirmenin yarısıdır” gibi birşey aslında.

Hayatınızda hedeflerinize ulaşmak için atmanız gereken ilk adımları, küçük adımları küçümsemeyin. Onlar en zorlarıdır. Bizi korkutur.

Ama bir kere ilk adımı attıktan sonra, sonra ikinci adımı atarız, sonra üçüncü ve dördüncü….bir bakarız hayalimize, hedefimize adım adım yaklaşıyoruz.

20 kilo veren de böyle verir, sigarayı bırakan da, koca bir kitabı yazan da, kendi işini kuran da, tenis, golf, dans, müzik aleti, yabancı dil öğrenen de, birikmiş ütüleri yapan da, çalışma masasının üstünde birikmiş işleri bitirip huzura eren de veya Atatürk gibi Samsun’a ilk adımını atıp koca bir milleti esaretten kurtaran da.

İlk adımı atma alışkanlığını ve cesaretini geliştirmemiş olan insanlar daha baştan kaybeder.

Gece yastığa başına koyduğunda içinde ne olduğunu anlamadığı bir tatminsizlik ve huzursuzluk vardır.

Hayatı boyunca korkuyla, pişmanlıkla ve stresle yaşar. Acaba o ilk adımı o gün atmış olsaydım, bugün nasıl bir hayatım olurdu, nasıl hissederdim der.

Ama hiç bir zaman cevabını bilemez çünkü baştan kendinden vazgeçmiştir, baştan kaybetmiştir.

İşin güzel tarafı, o ilk adımlar her gün, her an atılabilir.

Hayat belki zor ama müthiş bir de hediyesi var, o da yeni anlar. Her dakika yeniden başlamak, o ilk adımları tekrar tekrar atmaya başlamak için yeni fırsat.

Sonuçta başarıp başaramayacağınızın hiçbir önemi yok, sadece karar verip ilk adımı atmak, tek önemli olan bu. Tek kontrol edebileceğiniz şey bu.

Atatürk, Samsun’a Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere ilk adımını attığında sizce kazanacağından %100 emin miydi? Herşey aleyhineyken o ilk adımı atma cesaretini nasıl gösterdi? Korkusuz olduğu için mi? Hiç sanmıyorum. Herkes birşeylerden korkar, hele ki bir milletin kaderi elindeyse.

Ama biliyordu ki o ilk adımı atmazsa zaten baştan kaybediyor olacaktı. Atatürk’ün bir hayali vardı, özgür ve medeni bir Türkiye hayali. Ve o hayalin gerçekleşmesini o kadar çok istiyordu ki, tüm gücünü topladı, kararını verdi ve o ilk adımı atma cesaretini gösterdi.

Peki acaba Atatürk “Offf yapacak ne çok iş var, gözümde büyüyor, hiç elimi süresim gelmiyor” mu dedi?

Hayır “Bir yerden başlamak lazım” deyip ilk adımını attı. Düşünün atmasaydı, bugün ne halde olurduk.

Eğer hayatınızda atmak istediğiniz ilk adımları atmaktan korkuyorsanız bilin ki, ya hayaliniz ve hedefleriniz yeterince güçlü değil, yani henüz o kadar istemiyorsunuz veya henüz o adımı atmadığınız için dibe vurmamışsınız.

Ne zaman ki kanser olduğunuzu öğreneceksiniz o zaman sigarayı bırakacaksınız.

Ne zaman ki şeker veya tansiyon hastası olacaksınız, o zaman o yıllardır vermek istediğiniz kiloları vermek için diyete başlayacaksınız.

Ne zaman boşanma noktasına geleceksiniz o zaman ilişkinizi kurtarmak için birşeyler yapmaya başlayacaksınız.

Ne zaman artık bebeğiniz çocuk olmuş ama hala geceleri hala defalarca uyanıyor ve siz artık dayanamaz hale geleceksiniz o zaman uyku eğitimine başlayacaksınız.

Ne zaman kendinize zaman ayırmadığınız için yorgunluktan ve stresten hastalanacaksınız veya çocuğunuza sürekli bağırır hale geleceksiniz, o zaman kendinize zaman ayırmaya başlayacaksınız.

Kızmayın bana, dost acı söyler, bunlar acı ama gerçek. O ilk adımları çoğumuz dibe vurduğumuzda atıyoruz, hatta bazen o zaman bile atmıyoruz. O kadar korkumuzun ve alışkanlıklarımızın esiri hale gelmiş oluyoruz ki.

Halbuki henüz dibe vurmadan, hedeflerimize ve hayallerimize sarılarak ilk adımları bugün atmaya başlamak, gelecekte daha az pişmanlık demektir.

Ve ilk adımlar hep gözümüzde büyür ama aslında o kadar zor değildir.

Yani sonunda ulaşamak istediğimiz hedef gözümüzü korkutur ama sadece ilk adımı düşündüğümüzde herşey basitleşir aslında.

İlk adım deyince gözünüz korkmasın, illa öyle büyük bir şey olmasına gerek yok.

Hatta küçükten başlamak daha bile iyi, en azından başlamış olursunuz, sonra gerisi gelir yavaş yavaş.

İlk adımlar, küçük adımlar…

Açacağınız bir telefon…

Yazacağınız bir e-posta…

Alacağınız bir randevu…

Çöpe atacağınız ilk sigara paketi…

Gideceğiniz bir yer…

Dileyeceğiniz bir özür…

İmza atacağınız bir kağıt…

Yapacağınız bir başvuru…

Konuşacağınız bir kişi…

Yeniden düzenleyeceğiniz bir çekmece…

Araştıracağınız bir konu…

Bilgisayarda açacağınız bir döküman…

Ayağınıza giyeceğiniz bir spor ayakkabı…

Okuyacağınız bir kitap…

Soracağınız bir soru…

Diyeceğiniz bir hayır…

Diyeceğiniz bir evet…

Alacağınız bir şey…

Atacağınız bir şey…

Yiyeceğiniz bir şey…

İçeceğiniz bir şey…

Uygulayacağınız bir şey…

Daha önce giymediğiniz bir şey…

Daha önce denemediğiniz bir şey…

Karar verdikten sonra ve gerçekten istedikten sonra atılacak ilk adım çok.

Peki ilk adımı attıktan sonra mı ne yapacaksınız?

Tabii ki ikinci adımı atacaksınız, sonra üçüncü, sonra dördüncü, sonra beşinci…..her seferinde o anda attığınız adıma odaklanıp, taa ki hedefinize ulaşana kadar adım atmaya devam edeceksiniz.

Arada tökezleyeceksiniz, iki adım ileri giderken bir adım geri geleceksiniz, ama adım atmayı bırakmayacaksınız…..taa ki hedefinize ulaşana kadar.

Ulaştığınızda da diyeceksiniz ki “Ohhh, iyi ki o ilk adımı atmışım”.

Haydi, bugün, gelecekteki halinizin size teşekkür edeceği birşey yapın.

Sonuçta geleceğinizdeki mutluluğunuzu bugün atacağınız adımlar ve yapacağınız seçimler belirlemeyecek mi?

Haydi, yukarıdaki ilk adımlar listesinden birşey seçin ve yapın.

Bundan 1 saat, 1 gün, 1 hafta, 1 ay, 1 yıl, 10 yıl sonra iyi ki bugün bunu yapmışım, iyi ki şuna başlamışım, iyi ki şu işi bitirmişim diyeceğiniz birşey olsun.

Yapmadığınız için pişman olmaktan daha iyi hissedeceğiniz kesin.

Pişmanlık demişken Bu 5 Pişmanlığı Yaşamamak İçin Hala Şansınız Var yazımı henüz okumadıysanız tam sırası.

Sevgilerimle

Ahu