DUYURU | Uyku, Yemek ve Tuvalet Programlarında 24 HAZİRAN'a kadar Babalar Günü ÖZEL İNDİRİMLERİ için tıklayın

Hata Çocuklarda mı? Ebeveynlerde mi?

Çok güzel yemek yapan yakın bir arkadaşımla bir TV kanalı deneme çekimi yapmak istemiş ve çekimi bizim evin mutfağında yapmak istediler, ben de destek olmak amacıyla kabul ettim.

Çekim günü 25-30 yaş civarı 6-7 kişilik bir ekip olarak arkadaşımla beraber geldiler.

Benim normal çalışma günüm olduğu için mutfak ve evdeki ihtiyaçları olabilecek herşeyin yerini gösterdim ve odama çekilip çalışmaya devam ettim.

Aralarda yanlarına uğradım, ihtiyaçları olan konularda yardımcı oldum.

Yine çekimlerde kendilerine destek olmak amacıyla tüm gün çocuklar, eşim ve ben ailece evde elimizden gelen sessizliği sağladık ve düzenimizi onlara göre ayarladık.

Saat akşam 19 gibiydi odamdan beni çağırdılar ve işlerinin bittiğini söylediler.

Etrafa baktığımda çekim için yapılan yemekler sofrada duruyordu ve bizim yememiz için bıraktılarını söylediler.

Beraber yemeyi teklif ettim fakat bir anda ben ve arkadaşım ne olduğumuzu anlamadan yangından eşya kaçırır gibi hızlıca kendilerine ait eşyalarını toparlayıp vedalaşıp kapıdan çıktılar.

Arkadaşımın da hızlıca eşyalarını toplayıp onlarla gelmesi için iki ayağını bir pabuca soktular, zor durumda kaldı.

Mutfağa ve evde kullandıkları alanlara baktığımda şok oldum.

Arkalarında bıraktıkları bulaşıklar, yerlerini değiştirdikleri eşyalar, dağıttıkları dolaplar, marka ismi görünen alanlara yapıştırdıkları siyah bantlar, evin içinde kapının önünde bıraktıkları çöp torbası, oturma alanında bıraktıkları bardaklar ve yerlere dökülenlerden bahsetmiyorum bile...

Elbette böyle bir çekimde tüm bunların olması doğal, buna itirazım yok.

Belki ücret ödenerek kiralanan yerlerde de bırakılabilir bilemiyorum.

Ama sadece onlara yardımcı olmak için kapısını açmış bir ailenin evi canlar istendiği gibi kullanılıp bu şekilde bırakıp çekip gidilemez.

İşiniz bitince ekip olarak herşeyi toparlayıp mutfağı, evi bulduğunuz gibi bırakmanız gerekir.

Bu önce insanın kendine, sonra da başkalarına olan saygısı ve empatisidir.

İnanın derdim iş yapmaktan gocunmak değil, zaten normalde günlük hayatımda yaptığım işler.

Derdim ve bütün gece düşünmekten kendimi alıkoyamadığım "biz ebeveynler nasıl bir jenerasyon yetiştiriyoruz" oldu.

Çünkü en acısı o kadar kalabalık ekip içinde sadece bir kişinin bile bu durumu algılayıp "arkadaşlar bir dakika, böyle bırakamayız bu evi, arkamızdan ev sahibi uğraşacak" diye düşünmemesi ve hepsinin normalinin bu olmasıydı.

Sonra düşündüm.

Ben 42 yaşındayım, ikiz kızlarım şu an 14 yaşındalar.

Elimizden geldiğince onlara saygıyı ve empatiyi işlemeye çalışan ebeveynleriz ama bundan 10-15 yıl sonra böyle bir durumda acaba onlar da aynı şeyi yaparlar mıydı? Yapsalardı ebeveyn olarak kendimi nasıl hissederdim?

Bu sadece yetiştirme meselesi mi, yoksa yeni nesil jenerasyon böyle deyip kabul mu etmek gerekiyor?

Tüm gece bunları düşündüm.

ve BEN KABUL EDEMİYORUM.

Yeni nesil istediği kadar zeki olsun, insan olamadıktan sonra isterlerse en iyi okullara gitsinler hepsi boş.

Günün sonunda dönüp dolaşıp yetişkin olarak nasıl insanlar olduklarını hepimizin çocuklarımızı göndermek için sekiz takla attığımız popüler okullar değil, bu tip olaylar gösteriyor.

Ama biz ebeveynlerin de çok kabahatimiz yok aslında.

Elbette çok önemli ve kıymetli bir kavram olmakla beraber, özellikle ülkemizde artık "güvenli bağlanma" kelimesinin bilinçsizce ve çarpıtılarak ağızlarda sakız olduğu şu yıllarda ebeveynler olarak sürekli çocuklarımızdan korkar hale geldik.

"Onu yapma güvenli bağlanmaz.....bunu mutlaka yap yoksa güvenli bağlanmaz" sözlerini duya duya farkında olmadan aşırı çocuk odaklı ve aşırı korumacı ebeveynler haline geldik.

Çocuklarımızın bize güvenli bağlanmaları için bebeklik, çocukluk ve gençlik yıllarında hiç birşey için ağlamamaları, üzülmemeleri, zorlanmamaları ve hiç stres yaşamamaları gerektiğine inandırıldık.

Bizi sevmeleri, değerli hissetmeleri ve güvenli bağlanmaları için sınırsız ilgi, sınırsız destek ve sınırsız tolerans göstermemiz gerektiğini, aksi takdirde kötü ebeveynler olup, çocuklarımıza zarar vereceğimizi düşünür hale geldik.

Ve onları yetiştirirken onların sağlıklı gelişimleri için en doğal, en normal sağlıklı sınırları çizmekten korkar olduk.

"Aman güvenli bağlanmaz" korkusuyla bebekliklerinden itibaren ne zaman, ne isterlerse yapar olduk.

İhtiyaçlarını, isteklerinden ayıramaz hale geldik.

Ebeveynler olarak kendi istek ve ihtiyaçlarımızı, evliliğimizi geri plana attık.

Öyle istiyorlar diye, üzülmesinler, kızmasınlarağlamasınlar, stres yaşamasınlar diye, onların rahatlıkla yapma potansiyelleri olduğu halde...

Kendimiz yedirir, kendimiz uyutur, kendimiz giydirir, kendimiz arkalarını toplar, kendimiz ödevlerini yapar ve kendimiz onların tüm sorunlarını çözer ve her istediklerini yapar hale geldik.

Onlara pek yapacak birşey bırakmadık.

Ve tüm bunları çocuklarımızı sevmekle, ilgilenmekle karıştırdık.

Halbuki çocuklarımızın her istediğini yapmak sevgi değil, korku ebeveynliği.

Küçük, büyük herşey için "ya beni sevmezse, ya güvenli bağlanmazsa, ya kendini eksik hissederse, ya travma yaşarsa" ebeveynliği.

Zor olan gerçek ebeveynlik tepkilerine rağmen cesur davranıp, çocuğumuzun iyiliği için gereken zamanda gerekli sağlıklı sınırları çizmek ve koruyabilmek.

Elbette bunu yine sevgi ve saygıyla yapmak, AMA YAPMAK.

  • Kendi becerilerini, potansiyellerini kullanmalarına destek olmak.
  • Zor duygularla başa çıkabilmeye alıştırmak.
  • Dünyanın sadece onların etrafında dönmediğini, başkalarının da ihtiyaçları olduğunu öğretmek.

Belki bu şekilde biraz daha empatik, sorumluluk sahibi ve gerçekten daha mutlu bir jenerasyon yetişebilir.

Özetle bu hikayenin arka planında gerçekte ne olduğunu bilmiyorum.

Belki bu yazdıklarımla çok ilgisi var, belki de hiç yok, kim bilir.

Tek bildiğim umarım bir gün kendi çocuklarım böyle bir durumda "arkadaşlar bir dakika, böyle bırakamayız bu evi, arkamızdan ev sahibi uğraşacak" diyen genç yetişkinlerden olurlar.

O gün durumu görünce zaten söz verdiler bana ama garantisi yok elbette.

Olmazsa da en azından ben elimden geleni yaptım derim, belki öyle yırtarım😉.

Sevgilerimle

Ahu

Not: Ebeveynlik yolculuğunuzda size çok faydası olacağına inandığımız "Mutlu Çocukların 10 Vazgeçilmez İhtiyacıHEDİYE eğitim serimize aşağıdaki bağlantıya tıklayarak kayıt olabilirsiniz.

Mutlu Çocukların 10 Temel İhtiyacı

Keyifli okumalar

Close