Uyku Eğitimi ve Ağlama Meselesinde Son Nokta

Uyku eğitimi denince ilk akla gelen konulardan biri ağlamadır.

En sık duyduğumuz iddialardan biri de bağımsız uykuya alışma sürecindeki ağlamanın stres hormonu kortizolü yükselterek beyin gelişimlerine zarar verdiği yorumudur.

Bu iddia da haklı olarak pek çok ebeveyni endişelendirir ve bu korkuyla aylar hatta yıllar boyu uykusuzluk perişanlığı devam eder.

Peki nedir bu uyku eğitimi ve ağlama meselesi gelin beraber netleştirelim.

İlk olarak konunun bilim kısmına bakalım.

İddia edildiği gibi uyku eğitimi sürecindeki ağlamanın ve davranış değişimine dönük uyku eğitimi metotlarının olumsuz bir etkisi olmadığını aşağıdaki 2 yazıdan detaylıca okuyabilirsiniz.

Uyku Eğitimi Zararlı İddiaları Doğru mu?

Uyku Eğitiminin Güvenli ve Etkili Olduğunu Gösteren 6 Bilimsel Araştırma

Yine merak edilen öğrenilmiş çaresizlik ve güvenli bağlanma konularında da aşağıdaki yazılar faydalı olacaktır.

Uyku Eğitimi Neden Öğrenilmiş Çaresizlik Değil?

Uyku Eğitimi Öğrenilmiş Çaresizlik Değil Habitüasyondur

Uyku Eğitimi Ebeveyn-Bebek Arasındaki Bağı Olumsuz Etkiler mi?

Uyku Eğitimi Güvenli Bağlanmayı Nasıl Destekler?

Ağlamaya dönersek;

İkinci olarak, bebekler doğduklarından itibaren bir çok farklı sebepten ağlarlar ve hatta uyku eğitimindeki ağlamadan daha uzun süreler başka nedenlerle ağladıkları dahi olur.

Aşı olur ağlar, gazı olur ağlar, bir yeri ağrır, düşer canı acır ağlar.

Bezini değiştirirken ağlar, üzerini giydirirken ağlar.

Tehlikeli bir şeyle oynamak ister vermezsiniz ağlar.

Oto koltuğunda oturmak istemez ağlar.

Yorgunluktan ağlar.

Doğduklarından itibaren sayamayacağımız kadar sebepten bebekler ağlayabilir çünkü ihtiyaç veya istekleriyle ilgili bu şekilde iletişim kurarlar (dikkat! ihtiyaç ve istek iki farklı şey).

Dolayısıyla bebeklerin zaman zaman ağlamalarından daha doğal bir şey olamaz.

Yolda arabada giderken ağlıyor diye oto koltuğundan alıp can güvenliğini riske atar mısınız veya bıçakla oynamak istese ağlıyor diye verir misiniz? Elbette hayır.

O noktada ağlarken acaba beyni zarar görüyor mu diye düşünür müsünüz? Cevap yine hayır, iyiliği için gerekeni yaparsınız.

Uyku eğitimi sürecindeki ağlama da bunlardan hiç farklı değil, o da ağlama, diğerleri de ağlama.

Destekli uykuda da uzun süreler yoğun şekilde ağlayan bebekler var.

O zaman beyni zarar görüyor mu diye sorgulamıyoruz ama uyku eğitimi uygulamalarındaki ağlamada denince zararlı diyoruz.

Dolayısıyla "Uyku eğitiminde ağlama vardır ve bu yüzden zararlıdır" diye bir genelleme yapmak zaten mantık dışı.

Üçüncüsü de, çocuklarını bu kadar ağlamadan korumaya çalışıp yine de bebekleri, çocukları bizden daha fazla ağlayan kaç ülke var bilmiyorum.

Sokağa çıktığımızda her gittiğimiz ortamda sürekli ağlayan bebekler çocuklar görürüz. 

Çünkü biz Türk ebeveynleri iyi niyetle de olsa farkında olmadan çocuklarımızı istediklerini ağlayarak elde etmeyi öğretiyoruz, sonra da büyüdükçe bundan şikayet ediyoruz, halbuki onları buna biz alıştırıyoruz.

Ne için ağlarlarsa ağlasınlar, ebeveynlik refleksiyle her ağlamayı aynı kefeye koyup panikle istediklerini yaparak o ağlamayı durdurmaya çalışıyoruz.

Halbuki ihtiyaç ağlaması var, istek ağlaması var.

Her ihtiyaç ağlamasına elbette destek vermek durumundayız ama her istek ağlamasında istediğini yapmak durumunda değiliz.

Altı kirlendi diye rahatsızsa ve ağlıyorsa bu bir ihtiyaçtır elbette ihtiyacına cevap verip değiştirmek gerekir ama destekle uyuma özellikle 4 ayın üzerindeki bebeklerde bir istektir, alışkanlıktır, ihtiyaç değildir.

Ağlamasına rağmen onun iyiliği için istediğini yapmamak bizi kötü ebeveyn değil tam tersi bilinçli ebeveyn yapar çünkü ebeveynliğin çocuklarımızı sevmek, ilgi göstermek dışındaki en önemli bir diğer yanı da, uyku veya farklı konularda gerektiğinde sağlıklı sınırlar çizebilmektir.

Bu da zaman zaman yaş kaç olursa olsun beraberinde ağlama ve tepki getirebilir, çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için ebeveynler olarak bununla barışık olmamız gerekir.

Ağlama duymak keyifli mi? Hiç keyifli değil, hem 2 çocuk annesi olarak, hem de uzman olarak bunu çok iyi biliyorum, uyku eğitimiyle gelen ağlama sürecinden hiçbirimiz hoşlanmıyoruz, kim hoşlanır ki.

Bu nedenle bu alandaki her yeni kaynağı umutla yakından takip etmeye çalışıyoruz.

Mışıl Mışıl Uyku 4-18 Ay Programımızda da elden geldiğince sağlam altyapılar kurarak ve bazı ince detaylara özen göstererek ağlamayı minimize etmeye çalışıyoruz.

Ama ne kadar ağlamanın minimumda olması için elimizden geleni yapsak da, istisnalar olmakla beraber çoğu bebek süreçte yaşadığı değişime ağlayarak tepki veriyor.

Birgün, ağlama olmadan etkili ve sürdürülebilir gerçek bir yöntem keşfedilirse buna en çok sevinen biz olacağız, çünkü mesleğimizin stresi çok azalacak ve keyfi artacak.

Ama bugün itibariyle henüz böyle bir çözüm yok, eğer olsaydı zaten bu kadar kitap ve kaynak varken onu çoktan bulmuştunuz ve bugün burada olma ihtiyacınız olmazdı.

Peki o zaman her yerde duyduğunuz, okuduğunuz Ağlatmadan Uyku Eğitimi denilen yaklaşım nedir?

Birincisi, "ağlatma" kelimesi zaten başlı başına yanlış bir kelime.

Uyku eğitiminde biz bebeği ağlatmıyoruz, yani bizim bebeğe özellikle ağlaması için yaptığımız bir şey yok, yaşadığı değişime bebek kendisi ağlayarak tepki veriyor, ikisi çok farklı şeyler, bir bebeği ağlatmak ile bebeğin ağlaması arasında dünya kadar fark var.

Bu tip kelime yanılgılarına düşmeyin lütfen.

İkincisi, sizler "ağlatmadan uyku eğitimi" cümlesini duyunca haklı olarak ağlama olmadığını zannediyorsunuz ve umutlanıyorsunuz.

Ama çok azınlık bir grup dışında, "ağlatmadan uyku eğitimi" denilen çalışmalarda da ağlama oluyor, böyle bir beklentiniz varsa lütfen iyi araştırın sorgulayın.

Bizim Uyku Programımızda da azınlık bir grubun bebeği ağlama olmadan sürece alışıyor ama çoğu bebek beklediğimiz şekilde yine ağlayarak tepki veriyor.

Biz de bu azınlık grubu baz alıp "ağlama olmadan uyutuyoruz" demiyoruz çünkü dersek sizde yanlış beklentiler yaratmış oluruz, size hep bu konuda açık davranmaya çalışıyoruz.

Özetle bu yüzden uyku eğitimi verirken ağlama olmaması gibi bir beklentiniz varsa lütfen iyi araştırıp soruşturun ki sonradan hayalkırıklığı yaşamayın.

Üçüncüsü de, "ağlatmadan uyku eğitiminde" ağlama olup olmadığını sorduğunuzda alacağınız cevap genelde şudur;

"Ağlama olabileceğini, bunun doğal olduğunu, ama davranışsal uyku eğitimi metotları uygulamadan bebeğin hep yanında olarak, ağladığında alınıp sakinleştirerek eğitim verildiğini, bu şekilde ağlama olsa da güvenli bağlanmaya zarar gelmediğini ama klasik uyku eğitimi metotlarının güvenli bağlanmayı zedelediğini, öğrenilmiş çaresizliğe sebep olduğunu ve araştırmaların da bunu kanıtladığını" duyarsınız.

Ancak bu kanıtın ne olduğunu sorsanız ortada yoktur ki yazının başındaki bağlantılarda bu konuyu detaylıca kapsadık.

Ama yine de çok haklı olarak aklınız bu yöne doğru kayar. 

Ve merak edersiniz acaba bağımsız uyku uyumaya nasıl alıştırılıyor bu yaklaşımda bebekler?  

Çok detay var ama genel olarak şu 3 yola benzer uygulamalarla veya bunların birbirleriyle bebeğin özel durumuna göre kombinlenmesiyle ilerlenir.

Özel bir sihir yoktur aslında pek çok ailenin hali hazırda denediği yollardır.

1. Yatır / Kaldır + Şşş / Pat

Klasik herkesin bildiği, her yerde okuyup duyacağınız yatır kaldır/şşş pat yöntemi ve  varyasyonları kullanılır.

Yine ağlama olur ama bebeğin yanında ve bol temaslı olduğu için güvenli, şefkatli diye tanımlanan yöntemlerdendir.

Keza ebeveynlerin genelde ilgisini çeken bir yaklaşım olduğu için biz de Uyku Programımıza diğer yöntemlere alternatif olarak isteyen aileler için ekledik.

Fakat bu yöntemdeki pek bilinmeyen şey, ne kadar daha şefkatli dense de hem ebeveyn hem de bebek için çok daha zorlayıcı olabilen bir yoldur çünkü bebek için genelde oldukça uyarıcıdır, ebeveyn için de yataktan sürekli bebeği alıp geri koyma süreci sakatlıklara kadar götürebilir.

0-4 ay dönemindeki bebekler için çok daha uygundur bu yaklaşım ancak 4 aydan sonrası için zorlayıcıdır, yine de tercih eden aileler bizim Programımızda da rahatlıkla kullanabilir, tüm uygulama detaylarını paylaşıyoruz.

2. Kademeli geçişler

Ağlatmadan denilen uygulamalarda bir diğer yol, alışkanlık olan davranış çok kademeli olarak azaltılarak çok uzun sürelere yayılarak bırakılmaya çalışılır.

Örneğin bebeğiniz ayakta sallanarak uyumaya alışıksa önce ayakta sallama hızını ve sıklığını azaltabilirsiniz...sonra bacaklarınızın arasında yatakta tutarsınız ama temasa devam edersiniz...sonra yine bacaklarınızın arasında olur ama teması azaltırsınız vb şekilde kademelerle ilerlemeye çalışırsınız. Azınlık bir grup bebek hariç yine ağlama olur.

Bazı bebeklerle güzel başlar ve ilerler ama genelde bir noktaya gelir takılır.

Bazı bebeklerle de baştan daha zor başlar çünkü çok kademeli geçişler teoride kulağa hoş gelse de yara bandını bir kerede çıkartmak yerine yavaş yavaş çıkartmak gibidir ve genelde daha zordur.

En büyük riski de çok uzun sürelere yayıldığı için en ufak bir hastalık veya aksaklıkta o kadar uzun zaman emek vererek geldiğiniz noktada başa sarıp sonra tekrar bitmek bilmeyen bu kademe yolculuğuna devam etmek durumunda kalabilirsiniz.

Bir geçiş aşaması gibi düşünülebilir keza bizim Programımızda da bu mevcut.

İsteyen aileler davranışsal metotlara geçmeden önce geçiş aşamamızda besleyerek ve sallayarak uyuma alışkanlığını bırakırken istedikleri diğer tüm destekleri tutabiliyorlar.

Ama bu onları bir yere kadar getiriyor, sonra yine diğer uyku eğitimi metotlarıyla devam etme ihtiyacı hissediyorlar.

Özetle bu yöntem de tek başına genelde tam bir çözüm değildir ve dediğim gibi kademeli geçişlerde daha fazla ağlama dahi olabilir.

3. Limitli ağlama süresi

Ağlatmadan uyku eğitimi diye tabir edilen bir diğer yaklaşım da, örneğin bebeğiniz normalde destekle uyurken 15 dakika ağlayıp uyuyorsa, bağımsız uykuya geçerken en fazla 15 dakika ağlayacağı şekilde uygulama yapıyorsanız buna da önceden ağladığı süreyi aşmadığınız için ağlatmadan diye yorumlanır ama ağlama vardır.

Genelde ilk 2 yolla birleşerek bebeğe göre yine uzun vadeli ve bol kademeli bir yol çizilir ve mümkün olan en minimum ağlama ile ilerlenmeye çalışılır.

Bize başvuran ailelerin neredeyse tamamı ağlama olmaması umuduyla bunlara benzer yollardan geçip, uzun süre uğraşıp hala bir sonuca ulaşamayıp, maddi manevi hayal kırıklığına uğrayan aileler oluyor.

Ve bu meselenin ağlama olmadan veya daha direkt davranışsal uyku eğitimi uygulamaları olmadan kolay kolay çözülemeyeceğini kendileri de birebir tecrübe ettikleri için ve artık yorgunluktan dibe vurmuş durumda olup bu konuyu daha fazla uzatmadan çözmek istedikleri için Programımıza katılıyorlar.

Programda etkinliği kanıtlanmış net uygulamalarla tutarlı şekilde ilerlediklerinde çok güzel sonuçlara ulaşıyorlar ve boşuna bu kadar eziyet çekmişiz diyorlar.

ÖZETLE;

Uyku eğitimi uygulamaları ağlatarak ve ağlatmadan diye ikiye ayrılmaz.

Ağlama olmadan veya bebeğin hep yanında olarak bol destekli uygulamalarla uyku sorunları etkili ve sürdürülebilir bir şekilde çözülebiliyor olsaydı (istisnalar olabilir ama genelleme yapılamaz), o zaman bu alandaki tüm uzmanlar onu kullanırdık, bizler için de süreç çok daha kolay ve keyifli olurdu.

Gerçekten ağlamasız tam çözüm olsa, neden ağlamalı kullanalım ki, mantık dışı.

Ama bugün itibariyle halen uyku sorunlarının çözümünde pek çok bebek için önce önemli altyapılar kurulup ardından da, davranışsal metot uygulamaları çözüm oluyor. 

Dediğim gibi aslında tüm bunların farkında olduğunuzu biliyorum çünkü umduğunuz gibi sürdürülebilir bir çözüm bulabilmiş olsaydınız, bugün burada olmazdınız.

Uyku eğitimi ve ağlama meselesinde SON NOKTA şudur;

Bu konuda araştırma yapan ebeveynler dönüp dolaşıp bir karar noktasına gelir.

Siz de belki şu an bu karar noktasındasınız.

Genelde de bu karar noktasında 4 yola doğru ayırım olur;

  • Araştırmalara baktım ama ağlamanın ve davranışsal uyku metotlarının güvenli olduğuna ikna olmadım, bu yol bize göre değil, bir şekilde mevcut durumda idare ederiz diyebilirsiniz.
  • Güvenli olduklarına ikna oldum ancak yine de uygulayabileceğimi düşünmüyorum, bize göre değil diyebilirsiniz.
  • Ağlamayı tolere edebilirim ancak bol temaslı, bol kademeli, daha uzun bir süreye yayarak ilerlemek istiyorum diyebilirsiniz, ki bu durumda içinde ağlama olsa da "ağlatmadan uyku eğitimi" yaklaşımları sizin için daha uygun olacaktır.
  • Ağlama olmasını elbette tercih etmiyorum ama olabileceğinin ve bunun doğal olduğunun farkındayım, ağlama ve gerekirse daha direkt davranışsal yöntemler konusunda bir endişem yok (sandalye, gir-çık, tek giriş metotları), daha fazla da süreci uzatmadan artık uyku sorunlarımızın bitmesini istiyorum diyorsanız, o zaman sizi 4-18 Ay Mışıl Mışıl Uyku Programımıza bekliyoruz.

Her ailenin yolu farklıdır, doğrusu yanlışı yoktur.

Uyku eğitimi ve ağlama meselesinde de son nokta budur.

Sevgilerimle

Ahu Tükel | Pediatrik Uyku ve Ebeveyn Koçu

Çiçek Ailem Kurucusu